Adam Gibi Adamdır Ne Demek? Bir Anı, Bir Ders
Kayseri’nin o soğuk kış akşamlarından biriydi. Hava kararmış, dışarıda rüzgar uluyor, ben ise odama çekilip biraz yazı yazmayı planlıyordum. Ama sonra bir şey oldu. O an, hayatımda belki de hiç unutmayacağım bir anı yaşadım. Ve o anı düşündükçe, insanları “adam gibi adam” olarak tanımlamanın ne kadar derin bir anlam taşıdığını fark ettim. Adam gibi adam olmak, ne demek gerçekten?
Bir Arkadaş, Bir Anı
Çok uzun zamandır tanıdığım bir arkadaşım vardı. Adı Ahmet. Hani öyle herkesin “çok yakınım” dediği, ama aslında yüzeysel ilişkiler kurduğu insanlar vardır ya, işte Ahmet de onlardan biriydi. Ama bir şey vardı ki, bir gün bir olaya tanık olana kadar, onun gerçekten ne kadar “adam gibi adam” olduğunu fark etmiyordum. O gün, öyle bir şey yaşandı ki, daha önce hep duyduğum ama tam anlamadığım bir şeyin gerçek anlamını anladım.
Bir gün, bir arkadaşımın düğününe gitmiştik. Hava buz gibi, o kadar soğuktu ki, insanlar içeri girmekte zorlanıyordu. Herkes orada olmasına rağmen, o gece bir gariplik vardı. Bizim masada birkaç kişi vardı, ama ortam yine de çok kalabalık ve gergindi. Düğün sahipleriyle biraz sohbet ettik, sonra Ahmet’le sohbet etmek için kenara çekildik. Ahmet’in yüzü biraz asıktı, belki o gergin atmosferin etkisiyle. Ama ne olduğunu o an anlamıştım, çünkü Ahmet hiç böyle değildi. Onun sabırlı ve anlayışlı tavırları, o an her zamankinden daha çok fark ediliyordu.
İyi Bir İnsan Olmak
Sonra bir şey oldu. Ahmet, masadaki birkaç kişiye yaklaştı, onlarla konuşmaya başladı. Arada bir gülüşmeler vardı, ama Ahmet’in yüzündeki ifade oldukça ciddi görünüyordu. Birden masada sesler yükselmeye başladı. İki kişi arasında küçük bir tartışma çıkmıştı. Ahmet, hiç tereddüt etmeden tartışmaya müdahale etti. Ama orada, çok ilginç bir şey oldu. Ahmet, sinirli bir şekilde değil, sakin bir şekilde konuştu. Sözleri, herkesin dikkatini çekti. “Herkesin bir derdi var. Bizim de var. Ama öfkenin çözüm olmadığını herkes bilmeli. Sadece sağduyu ve saygı, her şeyin önündedir,” dedi. O an, ne kadar doğru söylediğini hissettim.
Bir yanda sinirli insanlar, birbirlerini kırmaya çalışırken, Ahmet sadece sesini yükseltmek yerine, kalbiyle konuşuyordu. Herkes sustu. Bir anda ortam yumuşadı ve gerginlik çözüldü. O an Ahmet’in ne kadar “adam gibi adam” olduğunu, dostlukta, ilişkilerde ve insanlara yaklaşımda ne kadar doğru bir yol izlediğini fark ettim. Sadece sakin kalmak, kendini tutmak değil; gerçekten insanları anlayabilmek, onlara saygı gösterebilmekti “adam gibi adam” olmak. Ahmet’in o hareketi, bir insanın ne kadar olgun, ne kadar güçlü ve ne kadar adil olabileceğini gösterdi.
Hayatın İçinde Adam Gibi Adam Olmak
O gün, çok basit ama derin bir şey öğrendim. “Adam gibi adamdır” derken, bir insanın sadece dışsal özellikleriyle değil, içsel dünyasıyla da tanımlanması gerektiğini fark ettim. İnsanlar genellikle dış görünüşlerine, başarılarına ya da söylediklerine bakarak “adam gibi adam” kavramını kullanıyorlar. Ama asıl mesele, başkalarına nasıl davranmakta, zorluklar karşısında nasıl bir tutum sergilemekte gizli. Ahmet, o geceki davranışlarıyla, sadece kelimelerle değil, eylemleriyle de “adam gibi adam”dı. Kendi hatalarından ders çıkarmayı, başkalarını anlamayı ve saygı göstermeyi bilen bir insan. Ve en önemlisi, doğruyu yaparken asla bencil olmayan, kendini değil, çevresini önceleyen biri.
Bir süre sonra bu olayı düşündüm ve kendi hayatıma baktım. Benim de bazen öfkeme yenik düştüğüm, sinirle bir şeyler söylediğim, yanlış davranışlar sergilediğim anlar olmuştu. Ama Ahmet’in o anı, bana hayatta aslında en çok neyin önemli olduğunu hatırlattı. “Adam gibi adam” olmak, gerçekten insanlara değer vererek, onları anlamaya çalışarak ve her zaman doğru olanı yapmaya gayret ederek mümkün. Ne kadar başarılı olursak olalım, ya da hayat bizi nerelere sürüklerse sürüklesin, en değerli şeyin insan olabilmek olduğunu düşünüyorum. İnsan olmak; hata yapabilmek, kendini geliştirebilmek, başkalarına değer verebilmek demek.
Bir Hayat Dersi
O gün, Ahmet’le yaşadığım bu anı düşündükçe, bir insanın aslında ne kadar derin olabileceğini daha iyi anlıyorum. “Adam gibi adam” demek, dış görünüşün ya da toplumsal başarıların ötesinde bir şeydir. Hayatta birini “adam gibi adam” diye tanımlıyorsan, bu kişi, karanlık zamanlarda bile seni aydınlatan bir ışık, senin yanında her zaman doğruyu söyleyen bir dosttur. Bir insanın “adam gibi adam” olması, hem kendisini hem de çevresini geliştirmesiyle ilgilidir. Ve bu özellikler, zamanla daha çok takdir edilir, insanlar seni daha çok sevmeye başlar. Sonuçta, dışarıdan bakıldığında görülen şeyler geçici, ama içindeki değerler kalıcıdır.
Sonuç: Ne Öğrendim?
Bugün Ahmet’i düşündüm ve “adam gibi adam” olmanın ne demek olduğunu daha iyi anladım. Sadece bir kelime ya da sıfat değil, bir yaşam tarzıydı. Gerçekten ne kadar içten, ne kadar insan olursan, bir o kadar “adam gibi adam” olabilirsin. Belki de hayatın en güzel derslerinden birini aldım o günden sonra. İnsanlara sadece sözcüklerle değil, kalbinle yaklaşarak daha büyük izler bırakabilirsin. O yüzden, bundan sonra ne olursa olsun, ben de kendimi “adam gibi adam” olmaya adamaya çalışacağım. Belki küçük bir şeydir, ama farkındalık bir adım daha atmak demektir. Bunu düşündükçe, hayat biraz daha anlamlı geliyor.