Kendini seven insana ne denir?
Bazen sabahları işe giderken metrobüste camdan dışarı bakıyorum. İstanbul’un o hiç bitmeyen hareketi, kalabalığın içinde birbirine karışan yüzler… Herkes bir yere yetişiyor ama sanki kimse kendine yetişemiyor. Tam o anda aklıma garip bir soru takılıyor: kendini seven insana ne denir? Bu soru ilk bakışta basit gibi duruyor ama aslında insanın kendi içine doğru açılan bir kapı gibi. Ne zaman kendime biraz vakit ayırsam, o kapı aralanıyor.
Kendini seven insan denince çoğu kişinin aklına “özgüvenli biri” geliyor. Ama mesele sadece dik durmak, göz teması kurmak ya da kalabalıkta rahat konuşmak değil. Bu işin çok daha sessiz, daha derin bir tarafı var. İnsan bazen dışarıdan güçlü görünür ama içeride kendine karşı sert bir iç ses taşır. İşte asıl fark orada başlıyor.
Kendini sevmek aslında ne demek?
Sevgili Mikametal takipçileri, bugünkü yazımızda “Kendini seven insana ne denir” konusuna odaklanıyoruz.
İç sesle barışmak
Kendini seven insan, kendi iç sesini susturmaya çalışmaz. Onu dinler ama onun esiri de olmaz. Sabah işe geç kaldığım bir günü hatırlıyorum. Asansörde kendime kızıyordum: “Yine mi beceremedin?” diye. Sonra bir anda durdum. Neden kendime bu kadar serttim? Aynı durumda bir arkadaşım olsa ona böyle mi konuşurdum? Muhtemelen hayır.
İşte o an küçük bir şey fark ettim. Kendini seven insana ne denir? sorusunun cevabı belki de “kendine aynı dili arkadaşına da kullanan insan” olabilir.
Kendini kabul etmek
Kendini sevmek, kusursuz olduğunu düşünmek değil. Aksine kusurlarını inkâr etmeden yaşayabilmek. İstanbul gibi bir şehirde yaşarken mükemmel olma fikri zaten biraz komik geliyor bazen. Trafikte sıkışmışken, iş yetiştirmeye çalışırken, eve döndüğünde yorgunluktan yere yığılırken… İnsan kendini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmezse bu şehir biraz fazla ağır geliyor.
Ben mesela her şeyi aynı anda yetiştiremeyen biriyim. Bunu kabul ettiğim gün biraz rahatladım. Belki de kendini seven insan, kendini “düzeltmeye çalışan” değil, kendini “anlamaya çalışan” insandır.
Toplumun gözünden kendini seven insan
Özgüven mi, ego mu?
Bizim toplumda kendini seven insanlar bazen yanlış anlaşılabiliyor. Birisi kendine değer verdiğinde hemen “ego yaptı” denebiliyor. Oysa arada ince ama önemli bir fark var.
Özgüvenli insan kendini bilir, sınırlarını tanır. Ego ise başkalarını küçümseyerek yükselmeye çalışır. Ama kendini seven insan başkasını küçültmez, kendini de büyütmek için çarpıtmaz. Sadece dengededir.
Bir arkadaş ortamında bunu çok net görmüştüm. Sürekli kendini eleştiren biri vardı. Her şeyde kendini suçluyordu. Bir diğeri ise tam tersi, sürekli kendini övüyordu. İkisi de bana sağlıklı gelmemişti. Ortadaki sessiz dengeyi kurabilen insanlar daha huzurlu görünüyordu. Belki de cevap burada gizli: kendini seven insana ne denir sorusunun cevabı “dengeyi kurabilen insan” olabilir.
Günlük hayatta kendini sevmek nasıl görünür?
Küçük anlar büyük şeyler söyler
Akşam eve döndüğümde bazen hiçbir şey yapmak istemiyorum. Yatıp telefonla vakit geçirmek kolay geliyor. Ama içimden bir ses “bugün de boşa geçti” diyor. Eskiden bu sese hemen inanırdım. Şimdi biraz duruyorum. Gerçekten boşa mı geçti?
Belki de sadece dinlendim. Belki de gün boyunca zihnim zaten yeterince çalıştı. Kendini seven insan, kendini sürekli üretmek zorunda hissetmez.
Bu yüzden kendine şunu sorabilir: “Bugün kendime nasıl davrandım?” Bu soru bazen bir günün bütün anlamını değiştiriyor.
Hayır diyebilmek
Kendini seven insanların en belirgin özelliklerinden biri “hayır” diyebilmeleri. Bu kelime ilk başta zor gelir. Özellikle insanları kırmaktan çekinen biriysen. Ama zamanla şunu fark ediyorsun: Her “evet”, kendinden biraz eksiltmek olabilir.
Bir dönem her şeye yetişmeye çalışıyordum. İş, arkadaşlar, aile, planlar… Sonra bir gün kendimi çok yorgun hissettim. O gün ilk defa bir davete gitmedim. Dünya yıkılmadı. Kimse bana kırılmadı. Ama ben biraz nefes aldım.
İşte o gün kendime küçük bir alan açtım. Belki de kendini seven insana “sınır koyabilen insan” demek yanlış olmaz.
Kendini sevmenin geçmişi ve bugünle ilişkisi
Geçmişten gelen yükler
Birçoğumuz kendini sevmeyi çocuklukta öğrenmiyoruz. Sürekli daha iyisi olmamız bekleniyor. Daha başarılı, daha sessiz, daha uyumlu… Bu beklentiler zamanla içimize yerleşiyor.
Bazen düşünüyorum da, bu sesler aslında bizim mi yoksa bize öğretilmiş şeyler mi? Kendime karşı sert olduğumda, o ses gerçekten benim mi?
Bu sorular kolay değil ama önemli. Çünkü kendini sevmek, geçmişteki o öğrenilmiş sertliği çözmekle başlıyor.
Bugünün hızında kendine yer açmak
Bugün herkes hızlı. Sosyal medya, işler, planlar… Her şey bir yarış gibi. Bu hızın içinde kendini sevmek neredeyse bir direniş gibi geliyor bana.
Bir gün telefonu kapatıp sadece yürüdüğümü hatırlıyorum. Boğaz’a yakın bir yerde, rüzgâr vardı. Hiçbir şey düşünmeden yürüdüm. O an kendime daha yakın hissettim. Belki de kendini seven insan, bazen dünyayı susturabilen insandır.
Kendini seven insanın iç dünyası
Yalnızlıkla ilişkisi
Kendini seven insan yalnızlıktan korkmaz. Ama yalnızlığı da sürekli aramaz. Onunla dengeli bir ilişkisi vardır.
Bazen yalnız kalmak iyileştirir, bazen de fazla yalnızlık insanı içe kapatır. Bu dengeyi kurmak kolay değil. Ama kendini seven insan bunu denemekten vazgeçmez.
Hata yapma hakkı
En zor kabullerden biri de hata yapabilmek. Hata yaptığımda kendime kızmak yerine “bu da deneyim” diyebilmek uzun zaman aldı. Ama bunu öğrendiğimde hayat biraz yumuşadı.
Kendini seven insan, kendine ikinci bir şans tanıyabilen insandır.
Modern dünyada kendini sevmek neden daha zor?
Karşılaştırma tuzağı
Bugün en büyük sorunlardan biri sürekli başkalarıyla karşılaştırılmak. Birinin hayatı daha düzenli, birinin işi daha iyi, birinin ilişkisi daha mutlu görünüyor.
Ama kimsenin görünmeyen tarafını bilmiyoruz. Buna rağmen kendimizi sürekli kıyaslıyoruz. Bu da kendini sevmeyi zorlaştırıyor.
Bazen kendime şunu hatırlatıyorum: Ben başkasının hayatını yaşamıyorum. Kendi yolum var ve bu yolun hızı bana ait.
Sosyal medyanın etkisi
Sosyal medya bir yandan bağlantı kurmamızı sağlıyor ama bir yandan da kendimize yabancılaştırıyor. Sürekli “daha iyi olmalıyım” hissi yaratabiliyor.
Kendini seven insan bu döngüyü fark eden insandır. Her gördüğüne inanmaz, her gördüğüyle kendini ölçmez.
Kendini seven insana ne denir? üzerine düşünürken
Bu sorunun tek bir cevabı yok gibi geliyor. Belki de bu yüzden bu kadar çekici. Kendini seven insana ne denir? diye sorduğumda aklıma tek bir kelime gelmiyor. Daha çok bir hal geliyor: sakinlik, kabul, denge, yumuşaklık.
Bazen ofiste bilgisayar ekranına bakarken kısa bir an duruyorum. “Ben kendime nasıl davranıyorum?” diye soruyorum. Cevap her zaman mükemmel değil. Ama önemli olan da bu zaten. Mükemmel olmak değil, fark edebilmek.
Belki de kendini seven insan, sürekli kendini yeniden tanıyan insandır. Aynı kişi olmadığını kabul eden, değişimden korkmayan, kendine yabancılaşmayan insan…
Ve belki en önemlisi, kendine iyi davranmayı öğrenen insan.